Sanat bana göre, kaynakla buluştuğumuz, akışın aracı olduğumuz, bu sebeple frekansı çok yüksek olan bir alan. Bu alanda bir süre tasarımcı olarak ilhamlara aracı olduktan sonra, 2016’dan beri reçine ile ürün ve eser yaratmaya devam ediyorum.

Reçine benim için yaratımın bir temsili gibi. Her ne kadar yaratacağımı tasarlasam, kompozisyonunu oluşturup, kurgularını yapsam bile bir noktada reçine, aynı hayat gibi kendi akışında, öncesinden hesaplayamadığım ama benim için en güzeli olan sonuçlarla buluşturuyor beni. İşte tam bu noktada reçine sanatı, bana akışa teslim olmayı deneyimleten, feminen enerjiyi aktive eden, zihnimi sakinleştirdiğim bir meditasyon biçimi. Ki sanatın kendisi bir odaklanma aracı olarak kullanıldığında An’da olmayı ve An’da yaratmayı mümkün kılan en keyifli alanlardan biri.

Reçinenin yanısıra akrilik, yağlı boya gibi diğer malzemelerle ve çalışmaktan keyif aldığım diğer yöntemlerle, o anda benden ne, nasıl akmak istiyorsa onun akmasına müsaade ediyorum.

Çalışmalarımda niyet benim önceliğim.. Çalışmaya başlamadan önce, genel bir çalışma ise koşulsuz sevgiyi, kişiye özel bir çalışma ise o kişinin isteklerine yönelik niyeti theta frekansında esere yüklüyorum. Bu yaklaşım aynı zamanda sembolik olarak da, o esere her bakıldığında o niyetin hatırlanıp aktive olmasını sağlıyor. Bu noktada aracın da bir önemi kalmıyor. Bir tahta da, bir kristal de, yağlı boya da, reçine de, biz hangi anlamı yüklüyorsak o anlamı yansıtıyor bize. Bizi yüksek frekansa çekerek şifalandırıyor yani bilincimizi genişletiyor.

Bazen seyrettiğimizde, bazen de işlevsel olarak kullandıklarımızda, keyife ve güzele aracı olmak niyetiyle..

Sevgiyle..